Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

(17) Davamız Din Olmalıdır (05-11-1999) - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi

👁 538 izlenme 👍 4 📅 31 Mart 2013 ⏱ 49:34
🎙️ Ahmet Vanlıoğlu 🤲 İbadet ve Namaz
Sesli (mp3) Sohbet-17 http://www.ilimmeclisi.org
📝 (17) Davamız Din Olmalıdır (05-11-1999) - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi — Yazılı Anlatım

Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi bu cuma dersinde Yunus suresini okumaya devam ediyor ve konuyu şu sorunun etrafında topluyor: Kur'an'ın tamamından sorumlu olduğumuz hâlde, bu sorumluluğun altından nasıl kalkacağız? Sohbet, dinî bilgiyi kimden alacağımıza dair açık bir usul dersi hâline geliyor.

Kur'an'ın tamamından sorumluyuz

Hocaefendi, Müslümanın Kur'an-ı Kerim'i baştan sona okumakla mükellef olduğunu söylüyor. Sebebi açık: bu kitap bu ümmete inmiştir ve her Müslüman içindeki emirlerden ve yasaklardan mesuldür. Bilinmeyen bir hükmün nasıl yerine getirileceğini soruyor. Bunun için ya kişi kendisi zaman ayırıp okuyacak, ya da bu iş için bir ömür harcamış, doğru anlatan insanları dinleyecektir. Her hafta bir sureyi sırayla okumasının sebebini de bu sorumluluğu bir ölçüde azaltmak diye açıklıyor.

İnsan için ancak çalıştığı vardır

Dersin merkezindeki ayet-i kerime şudur: insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. Hocaefendi bu ayeti çarpıcı bir soruyla açıyor: Allah, Peygamber Efendimize dahi "sen otur, ben senin adına dinini yayarım" dememiştir. Kâinatın en sevgili kulu bile tebliğ için gezmiş, dolaşmış, mücadele etmiştir. O hâlde hiç kimse oturduğu yerden neticeye ulaşmayı bekleyemez.

Bilgiyi kimden alacağız

Sohbetin en uzun bölümü edille-i şer'iyye üzerine. Hocaefendi, Kur'an ve sünnetin yanında icmâ-ı ümmeti tanıtıyor: ömrünü Allah'ın kelamını ve peygamberinin sözünü doğru anlamaya vermiş en yüksek seviyeli âlimlerin bir mesele üzerindeki ittifakı. Dördüncü delil olarak da kıyas-ı fukahâyı anıyor. Bu âlimlerin ortak kararına karşı çıkmanın doğru olmayacağını ifade ediyor.

Doktor ve mühendis benzetmesi

Hocaefendi bu usulü gündelik bir örnekle anlatıyor. Ciddi bir hastalığa yakalandığınızda hastanede önünüze çıkan herkese değil, o sahanın uzmanına gidersiniz; hatta birkaç uzmana birden danışırsınız. Bedeniniz için en ehliyetli hekimi ararken, dinî bir meselenin hükmünü niçin ehli olmayan birine soruyorsunuz? Ümmetin sıkıntısının buradan kaynaklandığını söylüyor.

Aynı çerçevede iki sahaya dikkat çekiyor: herkes kendini hem doktor hem din âlimi sayıyor. Hocaefendi, bilmeden "Allah şöyle diyor, Peygamber böyle diyor" demenin ağır bir sorumluluk olduğunu; Kur'an'ın bilmiyorsanız zikir ehline sorun buyurduğunu, üstelik yalnız bilenlere değil, bildiğini yaşayanlara gitmek gerektiğini söylüyor.

Camiye sahip çıkmak

Dersin sonunda hocaefendi, restorasyona giren Mahmut Paşa Camii için cemaatten yardım istiyor. En güzel hayırların en sıkıntılı zamanlarda yapılanlar olduğunu, azdan vermeye alışmayanın çoktan da veremeyeceğini söylüyor. Yıllardır bu caminin cemaate hizmet ettiğini hatırlatarak, bu kez sıranın cemaatte olduğunu ifade ediyor.

Bu yazı, dersin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.