(106) Hristiyanlar ve Papazlar - Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu vaazında, önceki derslerde başladığı tebliğ konusunu sürdürüyor. Vaazın ana meselesi şudur: İslam anlatılmadıkça insanların onu tanıyıp tercih etme imkânı doğmaz. Hocaefendi bunu, kendi ifadesiyle "işin can alıcı noktası" olarak niteliyor.
Tercih edebilmek için tanımak gerekir
Hocaefendinin muhakemesi sade bir mantığa dayanıyor. Bir insan, kendi inandığı şeyle İslam'ı yan yana koyup mukayese edemiyorsa, tercih edebileceği bir noktaya nasıl gelecektir? Bu sebeple müminin vazifesi, karşısındaki insana dini aklına, mantığına ve vicdanına hitap edecek şekilde ulaştırmaktır. Hocaefendi burada bir de özeleştiri yapıyor: insanlara İslam'ı ulaştırma gayreti gösterilmeden, onların Müslüman olmayışına kızmanın tutarlı olmadığını söylüyor. Ona göre bugünün müminleri için en birinci vazife budur.
Netice endişesi
Vaazda, tebliğ vazifesi yerine getirilmediğinde nesiller adına endişe edilmesi gerektiği anlatılıyor. Hocaefendi, gençliğin ve toplumun dine yaklaştırılmasının ancak dinin anlaşılır biçimde ortaya konmasıyla mümkün olacağını ifade ediyor.
Çocuğu alıştırmak üzerine bir hikâye
Vaazın en somut bölümü, nesillerin nasıl yetiştirildiğine dair anlattığı bir hikâye. Anlatılana göre bir baba, çocuğunun en sevdiği oyuncağı önceden ibadet yerine bırakır ve üzerine bir işaret koyar; çocuk oraya götürüldüğünde o oyuncak kendisine hediye edilir. Çocuk şaşırır, o mekâna ısınır ve bir daha gitmek için ısrar etmeye başlar. Hocaefendi bu hikâyeyi anlattıktan sonra dinleyicilerine dönüp asıl sorusunu soruyor: siz kendi evlatlarınız için ne tedbir aldınız, onları camiye ve ibadete nasıl ısındırıyorsunuz? Anlatımın maksadı başkasını yermek değil, Müslümanların kendi nesilleri üzerindeki ihmalini göstermek.
İslam'ı bir bütün olarak görmek
Vaazın sonunda hocaefendi, akılda kalıcı bir benzetme yapıyor. Müminlerin gizli saklı bir yapının değil, apaçık bir bütünün mensubu olduklarını anlatmak için İslam'ı bir cemiyete benzetiyor: merkezi, namazda yöneldiğimiz Kâbe'dir; rehberi Peygamber Efendimizdir; nizamnamesi Kur'an-ı Kerim'dir; şubeleri dünyanın her yerindeki camilerdir. Günlük namazları, Cuma ve bayram namazlarını, hac mevsimindeki buluşmayı ise bu cemiyetin düzenli toplantıları olarak tarif ediyor. Bu benzetmeyle, müminlerin hayatının açık ve şeffaf bir düzen içinde yürüdüğünü anlatmak istiyor.
Dua ile kapanış
Vaaz, uzunca bir dua ile tamamlanıyor. Hocaefendi günahların affı, kusurların mağfireti, uzaktan yakından gelen cemaatin kabulü ve her nefeste kelime-i şehadet üzere bulunmak için niyazda bulunuyor.
Bu yazı, vaazın ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.